YÖRESEL BİLMECELERİMİZ
Anadolu toprakları üstünde yaşamış tüm uygarlıkların ortak ürünü olan, halk bilmeceleri Yazın dilinde pek değer görmemiştir. Yazın diliyle değer görmeyen bu halk bilgilegi unutulmuş sanılır. Nasıl ki, okumadığın bir kitabı yok sayamazsın, yazın dünyasına aktarılmayan bu bilmeceleri de yok saymak mümkün değildir.
Anadolu toprakları üstünde, halkın kendi düşünce ve becerilerini aktaran üstün bir sanat anlatımıdır. Bu anlatım zeka gelişterme oyunu olarak da bilinir. Bilmeceler üstüne henüz bilimsel bir inceleme yapılmış değildir. Birkaç halk yazını emekçisinin ele almasından ve sayfalar arasına taşımasından öteye geçememiştir.
Halk bilmeceleri, yaşamın her alanında varlığını göstermiştir. Bence çocuklar için en önemlisi, matematik alanındaki bilmeceler. Bu bilmecelerin tamamı, zeka kıvraklığına pratik zeka işlevine hızmet etmesidir. Günümüz zeka oyunlarıda bu bilmeceler üstüne kurgulanmıştır. Bunu biliyoruz.
Halk bilmeceleri, güldürü alanında sözcük oyunlarıyla var olsa da yine en önemlisi çocuklarda ki zeka gelişimine destek veren en güzel çalışma metotudur. Çocuk beyinlerini yormadan, sürekli dinç tutmayı başaran en güzel eğitim metodudur.
Halk bilmeceleri halkın ortak ürünüdür. Bu bilmeceleri kimin ürettiği, ne zaman başladığı bilinmiyor. Tamamen anonimdir. Yani halkın ortak ürünüdür.
Halk bilmeceleri incelendiği zaman, tüm evreni kapsayan bir anlatım özeliğini içinde barındırır. Söz dizimi şiirseldir. Uyak sistemi çok güzel kurgulanmıştır. Bunun nedeni ise insan belleğinde çok çabuk yer almasını sağlamaktır. Bir dinlediğini bir daha unutmamak için bu yöntem seçilmiştir. İkincisi ise, kulağa hoşglemesi anlatımın sıkıcı olmaması diyebiliriz.
Bu halk bilmecelerinin bazıları uyduruk olabiliyor, bunların söz dizimine baktığımız zaman hemen görebiliyoruz. Uydurma bilmecelerde, söz dizimi oldukça bozuktur. Gerçek halk bilmeceleri ise, oturmuş bir sözdizimine sahiptir.
Ben de kendi yöremde çocukken anamdan babamdan dedemden, nenemden ve tüm çevremdeki büyüklerimden dinleyerek öğrendiğim ve daha sonra da yine bu insanların içinde derlemelerni yaptığım bilmecelerden bazılarını aşağıya aktardım.
Bu aktarım sadece o yöreye özgü bilmeceleri içine almıyor. Genelde yaygın bilinen bilmecler buraya seçildi. Özelden kaçındm. Yerel dil motiflerini taşıyanlar olmasına rağmen onlarıda günümüz Türkçesiyle anatmaya çalıştım.
YÖREMİZDE ANLATILAN BİLMECELER;
A benim al yastığım
Kokusuyla estiğim
Çul değil çuval değil
İçine un bastığım
(İğde)
Ağaç gezer kam değil
Yazı yazar imam değil
(Salyangoz)
Bizim evde bir gelin var
Herkesin elin öper
(Kapı kolu)
Ağ düğmeler söküldü
Ağ Kuş suya döküldü
(Pirinç)
Ağaca yoktur bir söz
Dalında al yanaglı gız
(Elma)
Ağca saray yan durur
Sarı papaz oturur
(Yumurtanın beyazı, sarısı)
Ağ ağ idik ağ idik
Üstü örtük dağ idik
(Kadın mesesi)
Ağzı açık alamet
İçi kızıl kıyamet
(Tandır)
Ağ tarlaya kara tohum ekerler
Dil sürmeden tane tane toplarlar
(Yazı)
Ahı geldi mahı geldi
İn iki ayın Şahı geldi
(Oruç)
Ah kepeler kepeler
Üstüne tohum sepeler
(Beyaz kağıt)
Altı ayda sararmış
Altı ayda yeşermiş
(Çimen)
Al oluk sesin tutar
İçinde keklik yatar
(Ağız ve dil)
Allah kurar yapısını
Bıçak açar kapısını
(Karpuz, Kavun)
Alaca bulaca yılan
Tuttuğunu sarılan
Vallahi onu gördüm
Sözümde yoktur yalan
(Sarmaşık)
Altın saat hiç yatmaz
Ayağı suya batmaz
(Pırpır böceği)
Altı düz üstü kambur
Giren çıkmaz redendir
(Fırın, odun)
Ata da binmez yolsuzdur
Göynek giymez çulsurdur
Nerye isterse gider
Ayıksızdır kolsuzdur
(Rüzgar)
Altı su tası
Üstü ateş lapası
(Gaz lambası)
Altından süt içerim
Üstüde ot biçerim
(Koyun)
Aptes alır namaz kılmaz
Cemaatten geri kalmaz
(Cenaze)
Aşağı saldım gülüyordu
Yukarı çektim ağlıyordu
(Su kovası)
Attım tattım yamaca
Gitti düştü pağaca
(Tuz)
Ayağını kaldırmayan pısırak
El vurunca kişner yağız kısrak
(El kantarı)
Atladım kara hendek
İçinde yatar kundak
(Mezar)
Ateşe koysam yanmaz
Suya soksam ıslanmaz
(Güneş)
Ayna gibi ışılar
Yılan gibi xışılar
(Tırpan)
Başında ateş hamamcı degil
Ucunda düdük zurnaci degil
Ġur ġur öter kurbağa degil
Ġıvrılır yatar yilan degil
(Nergile)
Ben giderim o gider
Arkamdan tin tin eder
(Gölge)
Beş bacı bir ovalar
Birbirini kovalar
(Şişler)
Beş bacı azar azar
Bir kağıda not yazar
(Örgü Şiş)
Bilmece bildirmece
El üstünde kaydırmaca
(Sabun)
Bilmece bildirmece
Dil üstünde kaydırmaca
(Dondurma)
Bir direk iki baca
(Burun)
Bir kuş gördüm havayi
Yüksek yapar yuvayi
Ölçü endaze bilmez
Mil mil çeker davayı
(Örümcek)
Bir küçücük odacık
İçi doli yonġacık
(Ağıznan diş)
Bizim evde bir gelin var
Herkesin elin öper
(Kapı kolu)
Bir ġuş gelir enginden
Desdur alır beginden
O nasıl bir kuştur ki
Yemlenir göbeginden
(Degirman)
Bir oğlum var periden
Sille ister hüriden
Köyneği var ağaçtan
Yanakları deriden
(Davul)
Biz biz idik biz idik
Otuz iki kız idik
Ezildim üzüldük
Biraraya dizildik
(Dişler)
Bağlarım yürür
Çözerim durur
Tutarsam olur
Tutmazsam kurur
(Çarık)
Bir küçücük mil taşı
Dolanır dağı taşı
(Göz)
Benim bir çarşafım var
Dünyayı kaplar denizi kaplamaz
(Kar)
Burda vurdum kılıcı
Halep’te oynar ucu
(Şimşek)
Biz biz idik biz idik
Milyon milyon kız idik
Gece geldi dizildik
Sabah oldu büzüldük
(Yıldızlar)
Biz biz idik biz idik
Bi elde ikiz idik
(Kiraz)
Bir küçük mil idi
Küçük oda kilidi
Her akşam evde
Bil bakalım kim idi
(Uyku)
Bakarsan bağ olur
Bakmazsan dağ olur
(Tarla)
Cabana cabana
El tuta el abana
Ortası mil çekiyor
Eteği zil çekiyor
(Terazi)
Cadı canını yakar
Canı burnundan çıkar
(Sigara)
Canlı değil azıyor
Lasit giymiş geziyor
(Otomobil)
Canı yoktur konuşur
Her lisandan danışır
(Saz)
Can canı kepe dizilir ipe
İp bulunmaz sa sığınır küpe
(Altın)
Çınlamadan yürümez
Ayağını sürümez
Döner döner dolanır
Gün altında erimez
(Saat )
Çil tavuk çilleme tavuk
Başını kestim kanı yok
(Çayır otu)
Dağ başında sağ oldum
Hem kara hem ağ oldum
Ölünce eve geldim
Bir tutamcım bağ oldum
(Süpürge)
Dağdan gelir taştan gelir
Götü açık enişten gelir
(Keçi)
Deliklidir ince baş
Sürünür yavaş yavaş
(İğne)
Dört parmak birden yatar
Bir kuyuya su döker
(İnek memesi)
Dağdan gelir dak gibi
Kolları budak gibi
Eğilir su içmeye
Bağırır oğlak gibi
(Kağnı )
Dışı kazan karası
İçi peynir mayası
(Kestane)
Dizi dizi odalar
Birbirini kovalar
(Tren )
Dağdan gelir taştan gelir
Evi belinde yavaştan gelir
(Kaplumbağa )
Damdan dama yürürsün
Samur kürkü sürürsün
Sen bir beyin oğlusun
Niçin yayan yürürsün
(Sıçan)
Etten kantar
Altın tartar
(Küpe )
El kadar mezar
Dünyayı gezer
(Ayakkabı )
El tutar el döndürür
Dağdan hezen indirir
(Tarak)
Evi yoktur düzde yatar
Ağzı yoktur adam kapar
(Isırgan)
